Hakkında The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford
Andrew Dominik'in yönettiği 2007 yapımı 'The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford', geleneksel western anlatılarının ötesine geçen, psikolojik derinliği olan bir başyapıt. Film, Amerikan folklorunun efsanevi kanun kaçağı Jesse James'in (Brad Pitt) son günlerini ve onu öldüren genç hayranı Robert Ford'un (Casey Affleck) karmaşık iç dünyasını ele alıyor. Çocukluğundan beri James'in maceralarına hayranlık duyan Ford, uzun uğraşlar sonucu çeteye katılmayı başarır. Ancak yakınlaştıkça gördüğü paranoya, kapris ve insanlık hali, idealize ettiği kahraman imajını yıkar ve içinde beklenmedik bir ihanet tohumu filizlendirir.
Brad Pitt, Jesse James rolünde karizma ve kırılganlığı aynı anda sunarak unutulmaz bir performans sergiler. Casey Affleck ise Robert Ford'u canlandırırken, körü körüne hayranlık, kıskançlık, öfke ve pişmanlık gibi duyguları olağanüstü bir incelikle yansıtır. İkili arasındaki gerilim dolu ilişki, filmin bel kemiğini oluşturur. Roger Deakins'in görüntü yönetimi, filme adeta yağlıboya tabloları andıran bir estetik kazandırmıştır. Her kare, Amerikan batısının kasvetli ve melankolik atmosferini solumanızı sağlar.
Film, bir suç hikayesinden ziyade, şöhret, ihanet ve Amerikan mitlerinin yapıbozumu üzerine düşündürücü bir çalışmadır. Temposu yavaş ilerlese de, karakterlerin psikolojik çözümlemeleri ve diyalogları izleyiciyi sımsıkı kavrar. Müzikleri ve atmosferiyle sizi 1880'lerin Missouri'sine götüren bu film, sıradan bir biyografik dram değil, sinematografik bir deneyim sunar. Efsanenin ardındaki insanı ve onu yok eden hayranlık kültürünü anlamak isteyenler için mutlaka izlenmesi gereken bir klasik.
Brad Pitt, Jesse James rolünde karizma ve kırılganlığı aynı anda sunarak unutulmaz bir performans sergiler. Casey Affleck ise Robert Ford'u canlandırırken, körü körüne hayranlık, kıskançlık, öfke ve pişmanlık gibi duyguları olağanüstü bir incelikle yansıtır. İkili arasındaki gerilim dolu ilişki, filmin bel kemiğini oluşturur. Roger Deakins'in görüntü yönetimi, filme adeta yağlıboya tabloları andıran bir estetik kazandırmıştır. Her kare, Amerikan batısının kasvetli ve melankolik atmosferini solumanızı sağlar.
Film, bir suç hikayesinden ziyade, şöhret, ihanet ve Amerikan mitlerinin yapıbozumu üzerine düşündürücü bir çalışmadır. Temposu yavaş ilerlese de, karakterlerin psikolojik çözümlemeleri ve diyalogları izleyiciyi sımsıkı kavrar. Müzikleri ve atmosferiyle sizi 1880'lerin Missouri'sine götüren bu film, sıradan bir biyografik dram değil, sinematografik bir deneyim sunar. Efsanenin ardındaki insanı ve onu yok eden hayranlık kültürünü anlamak isteyenler için mutlaka izlenmesi gereken bir klasik.


















